KURBAĞA İLE FARE Başkasını kafese koymak isteyen Çok kez kendini kor kafese. Bizim Dede Merlin böyle der O canım halk diliyle. Şu masala göre de doğru söyler: Hiç oruca, perhize girmemiş, Yağlı, besili, göbekli bir fare Bir batak kıyısına gelmiş Dinlenip gönül eğlendirmeğe. Bir kurbağa çıkmış bataktan: — Bize buyursanıza, demiş; Güzel bir yemek yiyelim birlikte. Bay farenin canına minnet, Yemek dedin mi gelir elbet. Ama belki nazlanır diye Kurbağa başlamış dil dökmeğe: Çamur banyosuna doyum olmazmış. Neler varmış üstelik yol boyunca, Ne görülmedik, bilinmedik yerler, Üstüne yoktur, demiş, gezmeğe değer; Yaşlanıp torunlarınız olunca Anlatırsınız masal gibi, yıllarca, Bizim memleketin güzelliklerini. Sazlarını, çiçeklerini. Kurbağalar ne yer, ne içermiş; Batak devletinin kanunları nelermiş... Şişko hemen gidermiş gitmesine Ama iyi yüzemezmiş o kadar; Yardım edilmeliymiş kendisine. Kurbağa, merak etme, demiş, kolayı var: İnce bir saz koparıp getirmiş, Güzelce bağlamış kendini Fareyle ayak ayağa, Birlikte girmişler batağa. Yolda değişivermiş işin rengi, Kurbağa başlamış çekmeğe fareyi Derin suların dibine; Ne milletlerarası haklar kalmış, Ne tekler arası haklar: Kurbağa düşmüş boğazının derdine. Yakaladık, demiş yağlı kuyruğu, Bundan iyi ziyafet can sağlığı. Allahtan kork, demiş fare. Allah da kim oluyor, demiş kurbağa. Biri çeker, biri çırpınırken, Açlıktan dört dönen atmaca Görmüş zavallı fareyi yukardan. Ve görmesiyle bir olmuş, Saldırıp havaya kaldırması, Kurbağa da ayağında cabası. Bir taşla iki kuş, Tavlayanlar tavlanır,
Atmacanın işi işi
Kral sofrası kurmuş,
Hem et, hem balık yemiş.
Ava giden avlamr,
Nice kuyu kazanlar
Kuyuya yuvarlanır.