ODUNCUYLA AZRAİL
Yoksul bir oduncu varmış,
Yaş bir yandan, iş bir yandan belini bükmüş;
Yüklemiş odunları sırtına,
Yürüyormuş ahlaya uflaya.
Zor adım atıyormuş zavallı,
Karşı yamaçtaki kulübesine doğru.
Bakmış olacak gibi değil,
Yıkmış yükünü yere
Oturup başlamış düşünmeğe:
— N edir, demiş, şu dünyada çektiğim?
Bir gün rahat nefes almış değilim.
Kim var benden daha yoksul?
Dur yok, dinlen yok;
Ekmeksiz kaldığım günler çok.
Çoluk çocuk bir yandan,
Askeri, tahsildarı bir yandan;
Borç desen gırtlağıma kadar
Bir de üstelik bu odunlar!
Yeter artık, demiş, bu işkence bitsin:
Hey Azrail, neredesin?
Sen misin çağıran:
Azrail inivermiş yukardan,
Dikilmiş oduncunun karşısına,
Sormuş ne istiyor diye.
— Şey, demiş oduncu; istediğim bir yardım;
Şu odunu sırtıma ver diye çağırdım'.
Canımı almaya kalkma sakın;
Nasıl olsa yakında alacaksın.
Ölüm gelir siler bütün dertleri;
Siler ama, bize uğramasın daha iyi.
Gerçek dileği şudur her insanın:
Her mihnet kabul, tek ölüm olmasın!