Forum | Sınıf Öğretmeniyiz Biz | Sınıf Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi | http://www.sinifogretmeniyiz.biz
Hediye Kampanyamız:En fazla puan toplayan 3 kişiye 400TL'lik hepsiburada hediye çeki hediye ediyoruz..

Hayata Dair


Mustafa  Özsoy
Uzman Üye - Öğretmen
- (yunus-emre)
Cevap:Hayata Dair (1.12.2010 01:33:58)

Küçükken dört ayaklı, büyüyünce iki ayaklı; ihtiyarladığında üç ayaklı varlık...
Kep ile postallar arasında sıkışıp kalmış varlık..
Bazıları da mutfak ile tuvalet arasında boru vazifesi yaparlar..
Ama bazıları var ki, oturduğu yerden başka alemleri manen gezer, bir çok meseleye çözüm üretirler.. İşte insan denen muamma...

İmza:İnsanların en hayırlısı, onlara faydalı olandır. (H. Şerif)
Bu mesaja teşekkür edenler:
Osman Ali  Aydın
Uzman Üye - Öğretmen
- (Betşe)
Cevap:Hayata Dair (1.12.2010 13:05:04)

Huzurluysan mutlusundur.Her gün biraz daha artarak kendinden hariç başkalarına da faydalı olabiliyorsan huzurlusundur.
   Ben gökyüzünü mavi ararken sisli bulmamalıyım.Yeryüzü kendi renginde kalmalı kana bulanmadan.Susmayan bir vicdan olmalı insanın içinde.Dur durak bilmeyen görebilmek arzusu olmalı ve bakmakla görmek arasındaki farkı fark ederek.
   Dün geçti yarına güzelliklerle çıkabilmek için anı değerlendirmek lazım.Ekersen yeşerir.İşte bu şekilde insan hamken olgunlaşır.Temiz yürekliliğimizi yaşamda uygulamadıkça hayal ettiğimiz bir hayatla karşılaşamayız.Ayrı yollarda oluşur buluşamayız.
   Dünyadan bi haber sarılamaz insan hayata!Tutunmak için ayakların yere sağlam basabilmesi için farkında olmak gerek.Tüm seslenişlere kulak vermek gerek.Akıl,fikir,duygu üçgeninde...Üç nefes ile bir beden hayatta.
   Yoksa üçgenimizden biri engeli mi?Hala insan suretinde bir varlık olmakta kararlı mıyız?Yoksa uyumakta mıyız?
    Haydi tik tak tik tak uyanma vakti!Zaman kaybetmeden gaflet uykusundan uyanmak vaktidir.
    Tik tak tik tak...Günaydın!

İmza:
Bu mesaja teşekkür edenler:
Osman Ali  Aydın
Uzman Üye - Öğretmen
- (Betşe)
Cevap:Hayata Dair (1.12.2010 17:13:50)

"Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif i küçük düşürmek ister:
- "Affedersiniz, siz veteriner misiniz?" Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış:
- "Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"




İmza:
Bu mesaja teşekkür edenler:
Osman Ali  Aydın
Uzman Üye - Öğretmen
- (Betşe)
Cevap:Hayata Dair (2.12.2010 11:36:09)

Malını kaybettiğinde hiç bir şeyini kaybetmezsin,
Sağlığını kaybettiğinde bir şeyler kaybolur,
ama karakterini kaybettiğinde her şeyini kaybedersin.

İmza:
Bu mesaja teşekkür edenler:
Osman Ali  Aydın
Uzman Üye - Öğretmen
- (Betşe)
Cevap:Hayata Dair (28.12.2010 21:43:13)

Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.


Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun.Anneciğim, anneler günün kutlu olsun diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadın, boynu bükük düşündü, -Ya gelmezse, ya izin alamadıysa. İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.


Kadın sabahtan hazırlığa başlamıştı. . Telaşlı halini gören eşi, sorup durmuştu; Bu telaşın niye? diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı. Sonunda da kadın; -Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz diye ısrar ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse diye düşünmüştü. Gelmezse düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.


Saatler geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi;-Gelemiyorsan, bir telefon et bari, anneciğim de. . İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; -Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. 'Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. . yaramaz, dediğimi duysa yine darılır, 'Beni çocuk gibi sevme' der. Sanki nasıl seveceksem…
Çocuğunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu. -Gelmeyecek, telefon bari etse. . diye düşündü istemeye istemeye. -Sesini bari duymuş olurum. Tam böyle düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. , ekranına baktı, arayan oğluydu.   
Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba …acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
Açtı telefonu;
-Alo. .
-Alo, nasılsın anneciğim?
-Sağol yavrum, sen nasılsın?
-İyiyim anneciğim.
-Ne yapıyorsun, işler nasıl?
-Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
-Öyle mi yavrucuğum.
Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
-İzin aldın mı yavrum?
-Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
-Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
-Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
-Sen sen. . bunun için izin almadın mı?
-Ah anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı. Kaynakwh:
-Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
-Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor şimdi.
-Ben… şey… tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
-Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
-Dışardaydı yavrum. Hah. . kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
-Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
-Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allaha emanet ol.
Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
Kapıyı açtığında, boynuna atılan oğlunun -Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun! diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi. Oğlu; -Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.




İmza:
Bu mesaja teşekkür edenler:

HIZLI CEVAP (5 Üye Puanı)

Cevap Yazmak İçin Giriş Yapın veya Üye Olun
En yeni ve güncel etkinlikler için bizi takip edin