Ağaçta nöbet bekliyormuş. — Kardeş, demiş; müjde! Hadi bekletme, duramam pek; Yirmi köyüm var gidilecek. Hem nöbet, möbet yok artık, bitti; Rahat rahat gezebilirsiniz şimdi. Tavuk, horoz işinize bakın, korkusuz; Size yardım etmek dostluk borcumuz. Söyle seninkilere sevinsinler, Bu gece bayram etsin, hora tepsinler. Sen de gel artık, haydi; Gel de kardeş kardeş öpeyim seni. — Tilki kardeş, demiş horoz; Bak, iki tazı da geliyor karşıdan; Nerdeyse gelirler. Dar, ben de ineyim de bâri, Tatlı tatlı konuşalım hep beraber. — Hoşça kal, demiş tilki; Ben kaçayım, yolum uzun. Öpüşmek başka zamana kalsın. Hazret dar atmış kendini ormana. Barışta iş yok deyip kendi kendine. Horozsa başlamış keyfince ötmeye: Koca tilkiye tilkilik ettim diye.
Tilki yanaşmış güler yüzle:
Savaşlara son verildi, son!
Barış oldu bütün dünyada.
Haberi yaymaya geldim,
İn aşağı da öpülelim.
Bundan hoş, bundan tatlı haber olmaz!
Hele bunu senden duymak yok mu,
Bitirdi beni doğrusu.
Onlar da müjdeci, anlaşılan.
Görsen ne koşuyor kâfirler;