HEYBE Zeus bir gün bütün canlıları çağırtmış, — Gelsinler, demiş, toplansınlar ayak ucumda, Düzeltmesi benden. — önce sen konuş, demiş maymuna. Kendi hâlinden memnun musun? — Ben mi. demiş maymun. Ne gezer, övmekle bitirememiş biçimini; — Nedir, demiş, o bilisiz, o çirkin irilik? O da bir yanını komamış övülmedik; Balinayı eleştirmiş o da; — Bu kadar şişmanlık düşman başına, demiş. Derken karınca gelmiş, O da peynir kurdunu fazla ufak bulmuş... Minnacık kurda şöyle bir bakınca Kendini bir dev gibi görmüş karınca. Zeus bakmış her yaratık hâlinden memnun, Hep kendileri güzel, başkası çirkin. Savmış hepsini Zeus baba gülerek. En çok da insanoğluna gülmüş olsa gere s. Bizden çılgını var mı kendini beğenmede? Benzerlerimizi vaşak gözüyle süzer, Kendimize kirpi gözüyle bakarız. Kendimize her kusuru bağışlar, Başkasında pireyi deve yaparız. Hepimizin omuzuna, doğuştan, Çiğit gözlü bir heybe asmış sanki Yaradan. İnsanın oldum olası taşıdığı bu heybenin Arka gözü kendi kusurlarımız içindir, Ön gözüyse başkalarının kusurları için.
Ve kim yaradılışında kusur buluyorsa
Söylesin çekinmeden,
Şaşmam doğrusu kendini kusurlu bulmana,
Bir kendine bak, bir ötekilere,
Hangimiz daha güzel yaratılmış diye.
Baktın mı? Söyle şimdi bana.
Neden memnun olmayacakmışım?
Onlar dört ayaklı da ben değil miyim?
Kimse kalkamaz suratımda kusur aramaya.
Ama ayı kardeşin suratı öyle mi ya?
Aceleye gelmiş bir karalama zavallınınki.
Bana sorarsa hiç resmini yaptırmamalı.
Ayı gelmiş ortaya, iki yana sallanmış;
Herkes, hâlinden yakınacak sanmış.
Fili eleştirmiş bir hayli:
Kulaklarından kesip kuyruğuna eklemeli.
Akıllı sandığımız file gelince sıra