GEYİKTEN ÖCÜNÜ ALAN AT Atlar bizlere kul olmadan önce, Başıboş yaşarlarmış, gönüllerince. İnsan oğlunun ot yediği zamanlarda At, eşek, katır matır Fink atarmış ormanlarda. Gem, eyer, dizgin, kolan Ne gezer o zaman? Ne savaşta, ne barışta, At düşmüş geyiğin ardına; Hem eskiden zenginler de azmış, Bugünkü gibi düğün dernek olmazmış. Uzatmayalım, o mutlu günlerde, Geyik ata bir kazık atmış, At düşmüş geyiğin peşine, Geyik rüzgâr gibi, tutamamış. At gelmiş insanoğluna başvurmuş: — Sen kurnazsın, demiş; yardım et bana. İnsanoğlu binmiş atın sırtına. Ağzına gem diye bir şey koyup Almış dizgini eline. Soluk aldırmamış ata Geyiği yakalayıp öldürünceye dek. At, eline sağlık diyerek Dönmek isteyince başıboş, yurduna: — Bırakmam, demiş insan, sende iş var! Gel, bir ahır yapayım sana, içine gir. Bol bol ye, iç, yat. Tongaya basmış zavallı at. Hürriyet olmadıktan sonra Yemişsin, içmişsin neye yarar? At işi anlamış anlamasına, Ama o anlayıncaya kadar Ahırı, yuları çoktan hazırlanmış; Ölünceye dek kölelikten kurtulamamış; Geyikten öcünü almaz olaymış. Öc almanın keyfi büyük olsa da Değer mi bu keyfi tatmak Hürriyet pahasına? Ağzına gem vurulsun da bak, Kalır mı hiçbir şeyin tadı dünyada