Forum | Sınıf Öğretmeniyiz Biz | Sınıf Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi | http://www.sinifogretmeniyiz.biz
Bilgileriniz yükleniyor. Yüklenmedi ise tıklayın

FORUM » Genel konular » Bilgisayar - kültür/edebiyat - eğlence » Kültür/Edebiyat



Atatürk'ümüzden Vecizeler

Sayfa: 1 ... 69 70 71 72 73 74 
Serdar  Yıldırım
(mountain)


Üye
Veli
Mesaj Sayısı:47
Teşekkür Sayısı:34
Döküman Arşivi
Cevap:Atatürk'ümüzden Vecizeler (18.9.2015 09:29:29)


SELANİK ŞAMPİYONU (Atatürk'ün Çocukluk Anısı)

Mustafa, Şemsi Efendi Okulu 4. sınıfa giderken, beden eğitimi dersinde öğretmeni sınıfa koşu yarışması yaptırdı. Okul etrafında iki tur atılacak ve birinci olan okul çapında yapılacak koşuda sınıfını temsil edecekti.

İlk turu önde geçen Mustafa ikinci turun ortalarında bitiş çizgisine doğru güçlü adımlarla koşarken, biraz ilerde uçamayan bir yavru kuşun peşinden koşan siyah, kocaman bir kediyi fark etti.

Mustafa yön değiştirip hızla koşarak yavru kuşu kedinin pençesinden kurtardı. Yavru kuşu severek ve yürüyerek yarışı en sonda tamamlamasına karşın, olayı öğrenen öğretmeninden yavru kuşu kurtardığı için aferin alan Mustafa, yarışı birinci bitiren arkadaşının: “ Hayır, ben birinci değilim. Yarışın birincisi Mustafa’dır. O benden daha hızlı, sınıfımızı benden daha iyi temsil eder “ demesi üzerine öğretmeni tarafından birinci gelmiş sayıldı.

On beş gün sonra yapılan koşuda okul şampiyonu olan Mustafa, derslerindeki başarıyı koşuda da gösterecek ve Selanik Şampiyonu olarak bir kupa alacaktı.


SELANİK CHAMPİON ( of Ataturk's Childhood Memories )

Mustafa, Şemsi Efendi School way to the 4th grade , physical education teacher in the classroom subscribe contest was running . Will be discarded and the first two laps around the school will be held across the schools would represent a parallel class .

Mustafa was leading in the first round in the middle of the second round running with strong steps toward the finish line , a fledgling that can not fly a bit ahead running after the black, has noticed a big cat .

Mustafa changes direction, sprinted fledgling saved from the claws of the cat . Fondly and walk fledgling completion at the end of the race , but learned of the incident in which the teacher done to recover from the fledgling Mustafa , finished the race first of your friends : "No, I 'm not the first . The winner of the race Mustafa. He faster than me , better than me, our class represents a " first came on to say, were counted by the teacher .

Fifteen days later, the school champion, Mustafa parallel course to parallel the success of the show and it would take a cup of Selanik as Champion.




DÜNYA ASKERİ LİSELER ŞAMPİYONU

Mustafa Kemal, Şemsi Efendi Okulu 4. sınıfa giderken koşuda Selanik Şampiyonu olmuştu. Selanik Askeri Rüştiyesi ve Manastır Askeri İdadisi'ne giderken koşuyu bırakmadı. Arkadaşlarıyla her gün antrenman yapardı. Özellikle Manastır Askeri İdadisi'nde ( şimdiki askeri lise) 1 mil ( 1.609 metre ) koşusunda okulun yıldızıydı. Yarış başlar başlamaz öne geçer ve yarışı önde götürürdü. 1 mil koşusunda geçildiği görülmemişti. Askeri liseler arasındaki koşu yarışında Mustafa Kemal ülke şampiyonu olmuştu. Aynı yıl Manastır'da düzenlenen dünya askeri liseler şampiyonasında 1 milde birinci olarak dünya şampiyonu olmuş ve altın madalya kazanmıştı.

Atatürk'ün Anılarından




BAHÇEDEKİ KUYU

Ben yedi yaşındayken, babamı kısa süren bir hastalığın ardından kaybettik. O tarihlerde kadınlar bir işte çalışamadıkları için maddi sıkıntılar içine düşmüştük. Onun için evimizin yanında bulunan daha küçük bir eve taşındık. Ertesi gün yeni evin bahçesine teftişe çıktım. Otların arasından yürüdüm. Sağda solda dut, erik, armut ağaçları vardı. Armut ağacının ilersinde bir kuyu olduğunu gördüm. Kuyunun yanına sokulduğumda hayretler içerisinde kaldım. Yer seviyesinde olan kuyunun üstü açıktı. Annemi durumdan haberdar ettim. Annem komşumuz Ali Usta'yı çağırdı. Ali Usta kuyunun üstüne tahtadan bir kapak yaptı. Kilidi taktı. Anahtarı anneme verdi. Böylece kötü bir olay yaşanmadan kuyunun üstü kapatılmış oldu.



BENİ KOMUTAN SEÇERLERDİ

Yeni evimiz küçüktü ama bahçesi büyüktü. Bu bahçede komşu çocuklarıyla askercilik oynardık. Askercilik oynarken, beni komutan seçerlerdi. Ben de karşımda hazır ola geçmiş arkadaşlara çeşitli görevler verirdim. Onlar da, emredersin komutanım deyip koşarak uzaklaşırlardı. Üç beş dakika sonra geri gelerek görevi tamamladıklarını söylerlerdi. Daha sonra onları sıraya sokar, uygun adım yürütürdüm.

Bir gün bize tahtadan tüfekler hazırlayan marangoz Celal Amca oyunumuzu seyretmiş ve anneme:

" Zübeyde Hanım, Mustafa'yı askeri okula göndermelisiniz. Kendisi iyi bir komutan adayıdır. " demiş.



YARALI GÜVERCİN

Bir gün evimizin bahçesinde kanadı kırık, yaralı bir güvercin buldum. Eve götürdüm. Anneme ve kardeşlerime gösterdim. Güvercini veterinere götürdük. Kanadını sardı, iyileşir, dedi. Üç gün güzelce besledim. Dördüncü günün sabahında kafeste cansız yatarken buldum. Çok üzüldüm. Gözyaşları içinde güvercini bahçenin bir köşesine gömdüm. Seni hiç unutmayacağım, güvercin, dedim. Aradan yıllar geçti ama ben o güvercini unutmadım.





ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANISI: BALIKLARI SUYA ATTIM

Bir gün Makbule ile Naciye'yi yanıma alarak çiftliğin yakınındaki gölette balık tutmaya gittim. Ben oltayla balık yakaladıkça Naciye ağladı, yalvardı, balıkları suya atmamı istedi. Naciye ağlamasın diye, balıkları suya attım ve erkenden çiftliğe döndük. Zaten hastaydı, hastalığının ilerlemesinden korkuyordum.

Çiftlikte elimdeki kovanın boş olduğunu gören dayım bana şöyle dedi:
" Vay Mustafa , bakıyorum göletteki bütün balıkları yakalamışsın. Bu kadar balık bize çok, yarısını köye verelim. Hani balıklar, oltana yakalanmak için, atılırlardı. Hani avladığın balıkları şanslı sayardın. Giderken bir kova daha istiyordun. Sen önce bu kovayı doldur da sonra ikinci kovayı iste. "

Dayım konuşmasına devam edecekti fakat Makbule araya girdi:
" Mustafa abim, yakaladığı balıkları suya atmasaydı iki kova dolardı. "

Bunun üzerine dayım:
" Nee, abin yakaladığı balıkları suya mı attı? Ama neden? " diye sordu.

Makbule bu soruya şöyle cevap verdi:
" Çünkü Naciye balıklara acıdı ve her balık yakalandıktan sonra ağladı. "

Naciye:
" Ben ağladım diye abim bir dolu balığı suya attı. " dedi.

Dayım:
" Affet beni Mustafa.. Durup dururken haksız yere sana laf söyledim. Senin boşa konuşmayacağını anlamalıydım. Yarın ikimiz gideriz balık tutmaya. Yanımıza dört kova alırız. " dedi. Dayım konuşmasını bitirince bir an Naciye ile gözgöze geldik. Kardeşim yalvaran bakışlarla bana bakıyordu.

Ertesi gün sabah kahvaltısından sonra dayım çiftlikte beni çok aradı. Bulamazdı tabi ki çünkü samanlığa saklanmıştım. Dayım, Mustafa, Mustafa, nerdesin? diye bağırdıkça yanımdaki Makbule ile Naciye kıkır kıkır güldüler.



ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANISI: ARKADAŞIM HALİT

Babam Ali Rıza Efendi kereste tüccarlığı yaptığı için, Selanik dışında çalışıyormuş. O zamanlar anneme Üftade adında siyahi bir kadını yardımcı olarak tutmuş. Daha sonra ben dünyaya gelmişim. İki ay sonra Üftade'nin bir yeğeni doğmuş. Adını Halit koymuşlar. Yaşımız gelince bizi Mahalle Mektebi'ne yazdırdılar ama ben bir süre sonra oradan ayrılıp Şemsi Efendi Okulu'na geçiş yaptım. ( O zamanın ilkokulu ) Halit ise, Mahalle Mektebi'ne devam etti.

Böylece aradan birkaç yıl geçti. Bir gün Halit yanıma gelerek, efendi ve köle kelimelerinin anlamını sordu. Ben, insanların köle olarak kullanılamayacağını ve her insanın bir başkasının değil, sadece kendisinin efendisi olabileceğini söyledim.

Bunun üzerine Halit, sen gel bunları arkadaşlara anlat. Tenim siyah olduğu için, kendilerinin efendi, benim ise, köle olduğumu söylüyorlar, dedi.

Hangi arkadaşların Halit, sınıf arkadaşların mı? diye sordum.

Evet, sınıf arkadaşlarım, dedi.

Bak Halit, dedim, yarın bizim öğretmen izinli, okula gitmeyeceğim. Sınıfınıza gelir arkadaşlarınla konuşurum. Olur mu?

Halit, olur, dedi.

Ertesi gün Mahalle Mektebi'ne gittiğimde Halit'in ikinci dersten sonra ortadan kaybolduğunu öğrendim. Çok aradık Halit'i bulamadık. Ancak akşamüstü eve geldi. Anlattığına göre, köle olmasını ve her dediklerini yapmasını isteyen arkadaşlarından kurtulmak için, mektepten kaçmış ve Selanik dışına çıkmış. Daha sonra benim dediklerimi hatırlamış ve kendisinin efendisi olduğu için, geri gelmiş.

Halit'e arkadaşlarıyla konuştuğumu ve efendi, köle gibisinden iki kelimeyi bir daha kullanmayacakları sözünü aldığımı söyledim.

Halit bir daha Mahalle Mektebi'ne gitmedi. Annesi onu Şemsi Efendi'nin laik okuluna yazdırdı. Halit bizim sınıfa geldi. Fikirler ve düşünceler hür, kelepçe yok. Herkes kendi fikrinin efendisi, köle yok.

Aradan günler geçtikçe Halit bir açıldı. Durgun, düşünceli Halit gitti, neşeli, hareketli Halit geldi. Derslerine çok çalıştı. Mahalle Mektebi'ne giderken sınıfın en tembeli Halit, Şemsi Efendi Okulu'nda sınıfın çalışkanları arasına girmeyi başardı.


İmza:
Bu mesaja teşekkür edenler:
 
Şeniz  Karaşah
(senizkarasah)


Bilge Üye
1.Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı:7867
Teşekkür Sayısı:5161
Döküman Arşivi
Cevap:Atatürk'ümüzden Vecizeler (2.10.2015 08:33:37)

"Fikirler, cebir ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez."

M.Kemal ATATÜRK
İmza:
Bu mesaja teşekkür edenler:(2): Hanife Şimşek, Mustafa Altincik,
 
Serdar  Yıldırım
(mountain)


Üye
Veli
Mesaj Sayısı:47
Teşekkür Sayısı:34
Döküman Arşivi
Cevap:Atatürk'ümüzden Vecizeler (5.8.2017 21:39:32)


ATATÜRK ŞİİRLERİ

EŞSİZ ASKER ATATÜRK

O, bir millete baştı.
Yel oldu dağlar aştı.
Sel oldu düşman kaçtı
Tüm dünya buna şaştı
Eşsiz asker Atatürk.


ATATÜRK VE CUMHURİYET

O'nsuz tarih olmazdı.
O, doğmasaydı.
Tarih kitaplarını yırtardım,
Cumhuriyet kurulmasaydı.


CUMHURİYET

Haykır durma, Cumhuriyet 93 yaşında.
Dört mevsim yaşanıyor, toprağında, taşında.

Birbiriyle kaynaşmış Türk Halkı'nın sesi var.
Asrımızın ileri, güçlü Türkiye'si var.

O güçlü Türkiye'nin önderi, lideri var.
Elinde meşalesi Yüce Atatürk'ü var.

Sarsılmaz irademiz, bükülmez bileğimiz.
Işığıyla aydınlanır uygarlık yolumuz.

Cumhuriyet sonsuza, sonsuza ulaşacak.
Bütün diğer devletler ondan geri kalacak.


BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ
- Dumlupınar Meydan Muharebesi -

Kütahya'ya bağlı Dumlupınar yakınındaydı.
Tarih 30-Ağustos-1922
Beşinci günüydü Büyük Taarruz'un.
Yunan işgal kuvvetlerine karşı
Kesin bir Türk zaferiyle sonuçlandı.
Şahsen yönetilmişti,
Mustafa Kemal Paşa tarafından.


DEVRİMCİ MUSTAFA KEMAL

Ağaçlara, taşlara, yapraklara, kuşlara
Denizlere, göllere, ırmaklara, çaylara
Gelip geçen yıllara, mevsimlere, aylara
Duygularım coşar, sel olur, seni sorarım.

Selanikim, Samsunum, Ankaram, İstanbulum
Karadenizim, Marmaram, Egem, Akdenizim
Başka izmleri boşver yeterli Kemalizm
Hedef zirve çünkü ben gerçek bir Türk genciyim.

Bir volkan gibi kabardım, kabıma sığamam.
İlkelerinden başkasına gidip sığınmam.
Sen varken uzakta yol gösterici aramam.
Ben bu yurdu emanet ettiğin Türk genciyim.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK CUMHURİYET DEMEKTİR

Bu topraklarda Cumhuriyet özgürlük demektir.
Özgürlük Anadolu'da Cumhuriyet demektir.
Özgür olmak isteyen yeni nesillere,
Altın tepsi içinde Cumhuriyeti sunduk biz.

Çilesini biz çektik, acısını biz yaşadık.
Yıllarca Kurtuluş Savaşı için ömür törpüledik.
Pek çoğumuz evine geri dönemedi.
Bebeklerimiz bize bir kez baba diyemedi.

Vatanımızı savunduk düşmana karşı.
Gündüz ve gece bekledik siperlerde.
Bağrımıza hançer saplandı istemesekte.
Hançeri bağrımızdan çıkarıp düşmana sapladık.



BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞDUN

Şan, şeref ve onurla taşıdın Türk Bayrağı'nı.
Olmaz, dediler, bu vatan kurtulmaz, dediler.
Bitti, dediler, herşey bitti, dediler.
Anadolu yandı, yıkıldı, tükendi, dediler.
Sonra sen bir güneş gibi doğdun,
Anadolu'nun bağrında karanlığı boğdun.

Yenilmeyiz biz, yeneriz diyenleri tükettin.
Topun, tüfeğin az olsa bile onları alt ettin.
Şanlısın sen, Türklük sana şükran borçlu.
Türklüğü zirveye taşıdın, sürünsün onlar yer altında.


VATANI KURTARMAK YETMEZDİ

Devrim gerekliydi.
Devrim; değişim, çağdaşlaşma demekti.
Fikirde, düşüncede devrim
Kılık, kıyafet devrimi
Şapka devrimi
Kadınlara özgürlük
Harf devrimi
Gelin, tamamlayalım devrimi, dedim.
Geldiler, tamamladık.
Çağdaşlaştık, medenileştik.
İlkellikten kurtulduk, modernize olduk.
Modern olduk.
Çağın gereklerine uyduk.



SONSUZA KADAR KALBİMDESİN

Ey tarihin kaydettiği büyük komutan!
Bu vatanı kurtardın diye sana şükran borçluyum.
Temelleri çok sağlam Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdun.
Gösterdiğin olağanüstü kahramanlığa minnettarım.

Ey tarihin kaydettiği eşsiz devlet adamı!
On beş yıl onurlu ve şerefli bir yönetim gösterdin.
Başarılarından dolayı seni alkışlıyorum.
Gönlümden derlediğim bir demet çiçeği armağan ediyorum



ATATÜRK 135 YAŞINDA

135 Yaşında bir güçlü, dev Türk.
O'nun adı Mustafa Kemal Atatürk.

1881 yılında doğdu.
Tam 24 yaşında yüzbaşı oldu.

31 Mart Ayaklanması'nda vardı.
Hareket Ordusu Kurmay Başkanı oldu.

Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü.
Fethedilen ülkeler elden gitmişti.

Sonunda Anadolu'ya düşman dolmuştu.
İnsanlar çaresiz, ümit yok olmuştu.

Karanlıkta ışık belirdi, uzakta.
Vapurla geldi, ayak bastı Samsun'da.

Cumhuriyetin sınırlarını çizdi.
Düşmanları şöyle bir hizaya dizdi.

Savaş, dedi, düşmanlar, savaş isteriz.
Dedi Mustafa Kemal , savaştan kaçmam.

Ordu yoktu, ordu kurdu, silah buldu.
Cephede ön safta kendine yer buldu.

Kana kan, dişe diş düşmanla savaştı.
Aman vermedi düşmana onu yendi.

Düşman üzgündü, Kemal geçilmez, dedi.
Umutsuz postu Çanakkale'ye serdi.

Sonra Yunan İzmir'e çıkartma yaptı.
İlerledi, ortalığı yakıp yıktı.

Mustafa Kemal orduyu geri çekti.
Sakarya Irmağı bağlantıyı kesti.

Bir buçuk yıl askere savaş öğretti.
Her asker bir Mustafa Kemal olmuştu.

Mustafa Kemallerle dolu bir ordu.
Düşmana kaç paralıksın diye sordu.

Tuttu, aldı, vurdu, yerden yere vurdu.
Zaman saatini Cumhuriyet kurdu.

Ey güzel Cumhuriyet, sen ne güzelsin.
Özgürlük denizinde mutlu yüzersin.



ÇANAKKALE'DE BEN VARDIM

İster miydim Anadolu işgal edilsin?
İster miydim ordular dağıtılsın?
İster miydim padişah teslim olsun?
İstemezdim, böyle olsun istemezdim.

Anadolu harap, bitap bir haldeydi.
Türlü katliamlar yaşanmaktaydı.
İnsanımın koruyanı, kollayanı yoktu.
Sonunda İngiliz gemileri Çanakkale'ye geldi.

Alman komutan Liman Von Sanders Türk birliklerinin başındaydı.
Tabyalar savunmasızdı, ateş hattındaydı.
Düşman çok güçlüydü, kayıplar artmıştı.
Siperler gerilere, daha gerilere çekilmişti.

Ben geldim Çanakkale'ye insanlar beni tanıyorlardı.
Liman Von Sanders bir cephe sana yeter mi dediydi?
Ben hayır dedim, bütün cephelerin komutanlığını bana vermelisiniz.
Dediğim aynen oldu, Çanakkale'de ben vardım.

Geceleri uyku tutmazdı beni.
Atıma bindiğim gibi dörtnal uzaklaşırdım.
Düşman sabaha karşı nereden çıkartma yapar.
Bunun planını yapar, önlemini alırdım.

Çanakkale'de dört - beş gün uyumadığım olurdu.
Bir gece saat iki sularıydı.
Birliğime geri döndüm ve emrimi verdim:
Conkbayırı'na beş yüz asker çıkarın, mevzilensinler.

Aman komutanım, dedi, diğer subaylar.
Orası kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdir.
Ne gereği vardır orada beş yüz askerin.
Bir asker bile gitmese daha doğrudur.

Siz dedim, beş yüz askeri gönderin.
Evet, dediler, gönderdiler.
Sabaha karşı Anzaklar Conkbayırı'ndaydı.
Ama ben de Türk Askeri'nin yanındaydım.

Kılıcım sağ elimdeydi, tabancam sol elimde.
Bütün bir gün savaştık can siperhane.
Yıkılmadık, yenilmedik, galip gelen biz olduk.
Kazanan biz, yenilen İngiliz oldu.



BEN MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜM

Ben bu vatanı kurdum.
Savaştım, zafer kazanmadan,
Barış antlaşması imzalamadım.
Zaten tarih hep benden yana oldu.

Ben bir Osmanlı subayıydım.
Padişahın iradesine asla karşı gelmedim.
Ama o, benim tacıma, tahtıma dokunmayın,
Anadolu'da ne isterseniz yapın, dedi.

Padişah Vahdettin böyle demese bunlar olmazdı.
Anadolu'da böylesine kıyımlar yaşanmazdı.
Ordular dağıtılmıştı, silahlar toplanmıştı.
Asker evine, köyüne gönderilmişti.

Güneyde İngilizlere karşı zafer kazandım.
Doğuda Rus ordularını durdurdum.
Halk arasında adım saygıyla anılıyordu.
Çanakkale'ye geldiğimde dünya beni tanıyordu.

Benim adım Mustafa Kemal Atatürk.
Damarlarında Türk kanı akan herkesin Mustafa'sıyım.
Ödün vermez yüreğim, bükülmez bileğim.
Ben Türküm diyen herkesin Kemaliyim.



Serdar Yıldırım

İmza:
Bu mesaja teşekkür edenler:(1): Hanife Şimşek,
 

Sayfa:  1 ... 69 70 71 72 73 74 

HIZLI CEVAP (5 Üye Puanı)


Cevap Yazmak İçin Giriş Yapın veya Üye Olun

SİTEMİZDE ARAYIN

REKLAM [»]


FORUMDAN SON KONULAR (Tümü)

REKLAM [»]

SINIF ÖĞRETMENİYİZ BİZ

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
M.Kemal ATATÜRK

SİTEMİZDEN DOKÜMANLAR (Tümü)

SİTEMİZDE BULUNANLAR


Önerilerimiz
Online Sınav (Test) Olun - Online Yazılı Hazırlayın - 1.Sınıf Ses Videoları - Okul Tanıtımızınızı Yapın - Firma Tanıtımızınızı Yapın - Özel Ders Alın/Verin - Çocuk şarkıları - okul şarkıları - Atatürk Hayatı ve Fotoğrafları - Deneme Sınavı - Yaprak Testler

Dost Siteler
Fen Öğretmeniyiz Biz -

Telif Hakkı
Sitemizin tüm hakları saklıdır. Telif hakkı ihlali bildirimi, acil şikayetleriniz ve her türlü görüş ve önerileriniz için iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Sorumluluk
İçerik sağlayıcı ve paylaşım sitesi olan Sinifogretmeniyiz.biz sitesinde, 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre tüm üyelerimiz ve ziyaretçilerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Üye ve ziyaretçilerin yaptıkları hiç bir paylaşımdan sitemiz sorumlu değildir. Sınıf Öğretmeniyiz Biz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler iletişim sayfamızdan bildirilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.

Popüler Aramalar
 Bizi Takip Edin

Bizi Favorilere Eklemek İçin CTRL + D tıklayın

Sınıf Öğretmeniyiz Biz 2006 yılından beri yayında olan, öğretmenlere kaynak ve paylaşma ortamı sunan bir eğitim sitesidir. Sitemizde 2017-2018 öğretim yılına ait güncel birçok dokümanı bulabilirsiniz.Dosya ekle, soru ekle
Sınıf Öğretmeniyiz Biz 2006-2017 - Tüm hakları saklıdır.